Reklam

“Antrenör galibiyet sayılarının değil, yetiştirdiği sporcuların sayısının önemli olduğunu anladığında ufku da genişler.”

0

Ercan Kahraman, Türk basketbolunda gücün karanlık tarafına geçen basketbol eğitmenlerini ve galibiyetten öte altyapıda oyuncuların gelişiminin önemli olduğunu yazdı…


Geçtiğimiz yazıda, gücün karanlık tarafına geçen basketbol eğitmenlerinden bahsedeceğimi söylemiştim . Şöyle açıklayayım; mesleğin başlarında neredeyse bütün antrenörler kazanma hırsıyla yanlışlara meyillidir, nedir bu yanlışlar?

1- Zone(Alan) savunmalara başvurulur . Zone savunmaya karşı mısın diye soracak olursanız geçen yazımda da belirttiğim gibi yaş grubuna göre belirli dönemlerde yapılabilir ama asla ana plan olmamalı bu yapılar. Özellikle U16 yaş kategorisine kadar bu savunma size maç kazandırır fakat sonrası karanlıktır. Fizikli 5 oyuncuyu potaya yakın gömüp yapılacak bir savunma, sadece oyuncuların savunmada tembelleşmesine neden olur . Maçı kazanır mısınız? Evet, ama bu, ‘Size bir şey katar mı?’ derseniz, hayır. Ben zone savunmaya başvuracaksam şayet, Match Up Zone(adam paylaşımlı alan savunması) ya da baskılı 1-2-2 düzeni veya 1-3-1 düzenini tercih ederim . Kesinlikle U16 yaş kategorisine kadar zone savunmaya başvurmam.

2- Tam saha zone pressler. Evet buna da bir itirazım yok yapılabilir mi? Evet, yapılabilir ama 40 dakika boyunca ne olursa olsun skora bakmaksızın yapılmaz. Yapılamaz! Yapılmamalıdır! ‘Neden?’ diyecek olursanız . Bu da sporcuyu tembelliğe alıştırır. Oyunda yarı sahada kendini göremez . Bir yere kadar yararlı olabilir ama bir yerden sonra sadece kolaya kaçmaktır. Fark 40 sayı olmuşken hiç başvurulmamalıdır . Pek çok koç, farka, süreye bakmaksızın bunu yapmaya devam eder .

Reklam

3- Yaş kategorisine bakmaksızın çocuklara setler göstermek, bunları oynamasında ısrarcı olmak. Geçen yazımda da bahsettim en iyi set anlayışı doğru spacing(alan paylaşımı) ve pas-kat organizasyonlarıdır. Ne oynanacağını bilmediği için rakibin aksiyon alması da zorlaşır. Belli hücum disiplinleri geliştirmek elzemdir ama körü körüne setlere bağlı kalarak sporcuların zihnini işlemek doğru değildir.

4- Rakibin de saygı hak ettiğini unutmak . Bunu biraz açayım sevgili dostlar. Karşınızda seviye olarak düşük bir takım olabilir; bu normaldir, herkes iyi olacak diye bir durum yok ama siz kalkıp spor yapmak isteyen fakat seviye olarak düşük çocuklara 100 sayı fark atacağım diye bir derdin içine girmemelisiniz. Zamanında benim de düştüğüm bir hata. Ne olursa olsun o çocukları da düşünmek zorundayız fakat maalesef bu pek yapılan bir şey değil.

5- Belirttiğim gibi ne kadar farklı maç kazanırsanız o kadar iyi koç, o kadar bilgili eğitmen olduğunuzu düşünürsünüz. Fakat alt yapı için, bir koçu değerli kılan bireysel anlamda ve takımsal bütünlükte kattıklarıdır. Sezon başında oyuncularını A seviyesinden, B seviyesine taşıyarak takımına ve dolasıyla sporculara değer katmış, oyunlarına yeni boyutlar eklemiş çalıştırıcılar başarılıdır.

 

Bir antrenör amacının geliştirmek, ileri götürmek ve yeni ufuklar katmak olduğunu anladığında değerine değer katar. Galibiyet sayılarının değil, yetiştirdiği sporcuların sayısının önemli olduğunu anladığında ufku da genişler. Her antrenör gücün karanlık tarafında bir seyahate çıkmıştır. Asıl olan orada ne kadar kaldığı ya da hala orada olup olmadığıdır.

Sevgiyle kalın basketbol dostları…

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi