Reklam

ATATÜRK’E HAKARETİN KAZANCI NE?

0

Ne olursa şaşırırım diye düşünmeyin artık. Ben düşünmüyorum; en çok da Atatürk’e hakaret edenlerle ilgili. Artık bilinçli yapıldığı kanısındayım. Bir milletin vekili, çalıştığı ve milleti temsil ettiği meclisin kurucusuna hakaret edebiliyor. Bir okul müdürü, milli bayram törenlerinde Atatürk’ü öven ve onun yaptığı devrimleri anlatan öğretmenin sözünü kesiyor, konuşmasını engelliyor, öğretmeni norm fazlası göstererek görev yerini değiştiriyor. Atatürk’e açıkça düşmanlık besleyen yazarların kitapları bir belediye tarafından okullara ücretsiz dağıtılıyor. TBMM içinde bir kurul başkanlığı yapan bir başkası ise yine Atatürk’e sosyal medya hesabı üzerinden hakaret edebiliyor. Ne idüğü belirsiz birileri de “akademisyen” sıfatıyla Kemalizm’e saldırıyor. Ya da sosyal medya üzerinden Atatürk’e küfrederek takipçi kazanmaya çalışanlar, Kemalizm’e, Atatürkçülüğe, Cumhuriyete ağzına ne gelirse söyleyebiliyor. Hepsi birden milleti Atasına düşman etmeye çalışıyor.

Fakat Mustafa Kemal Atatürk kimsenin sözüyle yıpranmayacağı gibi başkaları tarafından korunmaya da ihtiyacı yoktur. Bunun için bu yazıda Atatürk’ü savunan bir tek cümle dahi olamayacaktır. İsteyen ya da istemeyen, inanan ya da inanmayan, milletini gerçekten yüreğinden hisseden ve tarihini iyi derecede bilen, bilinçli ve aklını kullanabilen her yurttaş Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıklarını, silah arkadaşlarıyla birlikte kurduğu bu ülkenin kıymetini ve anlamını zaten biliyordur. Benim asıl meselem, Atatürk’e hakaret etmenin bir kazancı olup olmadığı. Kendini Atatürk’e düşman olarak gösterip, Osmanlı hayranlığını da öne çıkaran herkesin bir kazancı olup olmadığı benim meselem.

Demokrat Parti’nin 1950’de seçimleri kazanmasının ardından bir grup partizan dinci, “heykel günahtır” diye Atatürk heykellerini yakmaya, yıkmaya başlamışlardı. Bunun üzerine Adnan Menderes’in hazırlattığı yasa Celal Bayar’ın onamasıyla yürürlüğe girdi. Ne acıdır ki bir ülkede, kurucusu için koruma kanunu gereği duyuluyor. Yasa bir dönem Atatürk’ü yanlış da olsa korumaya çalıştı ancak daha sonra…

Reklam

Daha sonra gelinen durum Atatürk’ü korumaktan ziyade ona ne kadar düşman olunursa o kadar iyiymiş gibi görünmeye başladı. Önce günahtır diye heykelleri yakıldı, yıkıldı, sonra yaptığı devrimler ve yenilikler tartışılmaya başlandı. Daha sonra Atatürk’ün İngiliz ajanı olduğuna kadar varıldı. Bugünse herkes rahatlıkla Atatürk’e ister kişiliği olsun, ister devlet adamlığı yönü, isterse askerliği olsun, her açıdan hakaret edebiliyor ve onun Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerindeki anlamı ve değerini düşürmeye çalışıyor. Koruma konunu nerede? Yok. Aksine bunu yapanlar ödüllendiriliyor, devlet kurumlarında iş sahibi bile oluyor. Televizyonlara çıkartılıyor, kitaplar yazdırılıyor, konferanslar, paneller verdiriliyor.

Diğer haberler

Kibir ve inkar

Böylelerini gördükçe içimde sadece ince bir acıma ve üzüntü oluşuyor. Türklüğü ile övünen bir millet, Anadolu topraklarında mayalanmış bir tarihin evlatları, dini için elhamdülillah çeken inançlı insanlar ve Atatürk’e hakaret ederek kazanç elde etmeye çalışan kimseler…

Bu durum, insan olmanın en dibidir. Bunun için bizim koruma kanununa değil, biraz vicdan, biraz insanlık, biraz tarih öğrenme yasasına ihtiyacımız var.

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi