Reklam

Bir İnsanın Hayaline İhanet Etmek Kaç Kez Öldürür İnsanı?

0

Şu günlerde fotoğrafını gördükçe “vay be” dediğim birisi var. Basına yansıyan fotoğraflarında, yüzündeki küçülmenin, aşağılanmanın, yerin dibine girip girip çıkmanın ifadesini görüyorum sanki. Eskiden canlı, kendinden emin, güçlü ve yüce dağları ben yarattım havası içindeyken, şimdilerde çaresizlik, yalnızlık, vicdan acısı ve terk edilmişlik havası esiyor bakışlarında.

Adı Ali Demir…

Dün Ali Demir’le ilgili bir haberi ve fotoğrafını görünce aklıma gazeteci Ali Kemal geldi. Ali Kemal’de ölmeden bir iki gün öncesine kadar onun gibi kendinden emin, güçlü, yüce dağları ben yarattım havasındaydı ama Nurettin Paşa’nın karargâhında çaresizliğin en uç noktasını yaşıyor, yalnızlığı ve terk edilmişliği iliklerine kadar hissediyordu.

Ali Kemal, milli mücadele için sarf ettiği sözlerinden dolayı yanıldığını anlamış, pişman olmuş, affedilmek istiyordu. Kendini şöyle savunmuştu: “Ben davanın başarılı olacağına inanmıyordum. Türk milletinde bu kadar büyük yaşama gayreti ve savaş ruhunun var olduğunu bilmiyordum. Bu bilgisizliğimden dolayı mazur görülmeliyim. Yaşamımın büyük bir bölümü Avrupa da geçti, Türk milletini tanımıyormuşum, tanıyamamışım”.

Diğer haberler

Kibir ve inkar

Ali Kemal kendi milletini tanıyamadığı için başkalarına maşa olmuştu. Ali Demir’de kendi milletini tanıyamadığı gibi maşası olduğu kimseleri de tanıyamamıştı. O yüzden milyonlarca gencin hakkına girmiş, çalıntı sorularla milletine karşı en büyük ihaneti işlemişti. Ali Demir, üniversite sınavı sorularının çalınmasına, Fethullahcıların bu sorularla sınavları kazanıp devletin kadrolarına girmesine aracı olmuştu.

Tüm bunları başlarda kabul etmese de her şey gün yüzüne çıktı. Ali Demir’in Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) Başkanı olduğu dönemde soruların çalındığı ve Fethullahcıların buradan kadrolar kazandığı mahkemelerce kanıtlandı.

Reklam

Ali Demir’in şu an hakkında açılmış iki davası var. Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “ÖSYM Başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkındaki kanuna muhalefet” suçlarından tutuksuz yargılandığı ve Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde “FETÖ üyeliği” ve “zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma” suçlarından 18 yıl 6 ay hapis cezası istemiyle yargılandığı diğer bir dava. Dün bu iki davanın birleştirildiğini öğrendik. Öyle görünüyor ki bu iki dava sonuçlanana kadar Ali Demir’in epey canı sıkılacağa, epey yalnız kalacağa, epey ızdırap çekeceğe benziyor.

Daha dün Fethullahın kanatları altındayken mutlu ve güçlü pozlar verirken, şimdilerde hainlikle, ihanetle suçlanmak…

Ali Kemal çok şanslı değildi. Zamanın en sert adamlarının eline düşmüş, linç edilmiş, öldürülmüş, ölüsü bir ağaca asılıp günlerce bekletilmişti.

Oysa Ali Demir öyle değil, şansı olsa gerek. Yaşıyor, hayatta, çok gencin ahını aldı ama sadece yüzüne, gözlerine, bakışlarına yansıyan o kahır, o yalnızlık, o terkediliş, o yerin dibine girip girip çıkmak hissi…

Sadece vatana ihanet etseydi belki Ali Demir, en fazla Ali Kemal gibi birkaç saat acı çekip ölür giderdi.

Ama Ali Demir sadece vatana ihanet etmedi, gencecik milyonların hayaline ihanet etti.

Bir insanın hayaline ihanet etmek bir kez öldürmez insanı. Ali Demir bir kez ölmeyecek, binlerce kez ölecek ama bunu kimse bilmeyecek.

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi