Reklam

Bir ülke, bir lider, bir memur, bir toplum…

0

Bir ülke düşünün ki iç işlerinde birbirine girmiş, dış işlerinde başka ülkelere bağımlı kalmış. Bu ülke yıllar boyunca bir parti ve seçilmiş bir grup tarafından yönetilmiş. Ülkenin Meclisi bir dediğini iki etmiyor bu bir avuç yöneticinin. Savcılar istenen iddianameyi anında yazıyor, hakîmler istenen hükmü veriyor, cezaevleri tıka basa dolmuş. Bir ülke düşünün ki nüfusunun yarısı hain. Bir ülke düşünün ki hem dünyanın en güçlü liderine sahip, hem de üç beş tane gençten ödü kopuyor.

Bir ülke düşünün, en gelişmiş silahlara sahip ama türkülerden korkuyor. Yöneticileri fikir özgürlüğü diyor, inanç özgürlüğü diyor, biz bu yolda ölürüz, kimse bizim inançlarımızı sorgulayamaz, demokrasiyi biz getirdik, hukuku biz tesis ettik diyor ama kendi gibi düşünmeyen, inanmayan, davranmayan herkesi terörist ve kötü ilan ediyor.

Onların inancı sevgiyi, hoşgörüyü, affetmeyi, kardeşliği, barışı emrediyor. Onlar savaş borazanlarını çalıyor, ayırıyor, kin kusuyor, nefret saçıyor.

Bir ülke düşünün ki yöneticilerinin bahsettiği demokrasi hukuku anlatıyor, adil yargılamayı, eşitliği, insan haklarını, inanç özgürlüğünü, fikir özgürlüğünü sağlamaktan bahsediyor. Onlar ise hukuku kendi malları gibi kullanıyor, kendilerine yettiğince alıyor, yargıyı kendileri için işliyor, eşitliği kendilerinin yüceliği için istiyor, insan haklarını sadece kendi hakları olarak görüyor, fikri sadece kendi fikirleri kadar var sayıyorlar.

Diğer haberler

Kibir ve inkar

Reklam

Bir ülke düşünün ki liderinin bir gün “A” dediği öbür gün “B” oluyor. Biz diyor, hepimiz diyor, birlikte diyor, sonra dönüp, siz diyor, onlar diyor, ayırıyor, bölüyor, taraf ediyor.

Bir ülke düşünün ki memuru yalanla, kârla, hesapla uğraşıyor. Görevini en iyi yapmadığından dolayı vatanını da sevmiyor, küfrediyor, dolandırıyor, kandırıyor. Kimisi ise korkuyor. Konuşmak dahi ona suç gibi geliyor.

Bir toplum düşünün şimdi: Ona ne sunulursa tamam diyor. Yöneticisi ne söylerse “doğrudur” diyor, kabul ediyor. Kapalı kapılar ardından konuşuyor, meydanlarda kahramanlık destanları yazıyor, evine aç gidiyor, çocuğunu nice ufak şeylere muhtaç ediyor, hiç görmediği bıyıklı heriflere duyduğu sevgiyi eşine duymuyor.

Kendini kandıran bir toplum, onu kandıran bir lider, lideri kandıran nice memurlar, ahlak ve anlayıştan yoksun kalmış bir devlet mekanizması… Yüksek sesle bastırılan haklılık ve dürüstlük… Güçlünün altında ezilen kurallar, yasalar, dini, örfi, insani kalıplar… Rakamlarla boyanan gözler, sözlerle oynanan umutlar, korkularla bastırılan gelecek düşleri…

Vidaları gevşemiş demir bir köprünün üstünde beklemek gibidir şimdi bu ülkede yaşamak.

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi