Reklam

“Bu hale Türkiye’yi kim getirdi? Bu hükümet getirmedi mi?”

0

“Bu ülke bu hale geldiyse, benim Anadolu’daki vatandaşım konteynerlerden evine çöp rızık topluyor götürüyorsa, hafta pazarlarının atıklarını toplayıp evine götürüyorsa, meydanlar açız açız diye bağırıyorsa, evinin kirasını ödeyemiyorsa, suyunun parasını ödeyemiyorsa, elektriğinin parasını ödeyemiyorsa ve artık yandım Allah diyorsa benim halkım, vatandaşım… Yüzde 25’i açlık sınırının altındaysa, yüzde 50’si yoksulluk sınırının altındaysa, bu hale Türkiye’yi kim getirdi? Bu hükümet getirmedi mi?”

Bu sözler elbette CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun, İYİ Partili Meral Akşener’in ya da HDP’li Sezai Temelli’nin sözleri değil. Saadet Partili Temel Karamollaoğlu da söylemiyor bunları, Kominist Partili Erkan Baş da…

Günümüz Türkiye’sini anlatan bu sözler 2002’nin Recep Tayyip Erdoğan’ının sözleri. 2002’nin Erdoğan’ı diyorum, çünkü 2002’nin Erdoğan’ı ile 2020’nin Erdoğan’ı çok başka insanlar. 2002’nin Erdoğan’ı, vatandaşlarının sıkıntılarını yakından bilen, onları tanıyan, onlar ile yaşayan bir Erdoğan’dı. 2020’nin Erdoğan’ı ise, vatandaşlarından çok uzakta, onları unutmuş, onları görmek istediği gibi gören, ülkesinden bihaber olan bir Erdoğan.

Dün Hatay valiliği önünde kendini yakan vatandaş “Çocuklarım aç” diye bağırdı. Sonradan öğrendik ki, kaldırıldığı hastanede kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiş. Haftalar önce ise peş peşe gelen intihar haberleri ve onlar tarafından bırakılmış intihar notlarını tartışıyorduk.

Diğer haberler

Kibir ve inkar

Atanamayan öğretmenlerin intiharı artık birer kalıp olmuştur ülkemizde. Pazara gidemediği ya da oğluna pantolon alamadığı için intihar eden insanların hikâyeleri de günlerce konuşulduktan sonra unutulup gitti. Onların yerini yenileri aldı. Evinde kendisiyle birlikte kardeşlerini, eşini, çocuğunu zehirleyen insanları konuştuk günlerce. Hepsinin intihar sebebi aynı: geçim sıkıntısı.

Son olarak dün Hatay’da yaşanan acı olay insanlara yeniden geçim sıkıntısının aldığı canları hatırlattı. Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllar önce, 2002 yılında katıldığı bir televizyon programında söylediği sözler, aradan 18 yıl geçmesine rağmen hiçbir şeyin değişmediğini gösterdi. Erdoğan sanki 2002 yılını değil de bugünü anlatır gibiydi.

O günlerde halkın yoksulluğunun, fakirliğinin, açlığının müsebbibi olarak hükümeti görüyordu Erdoğan. Ve haklı olarak soruyordu: “Bu hale Türkiye’yi kim getirdi? Bu hükümet getirmedi mi?”

18 yıl sonra kim nereye getirdi?

2020 yılı itibariyle…

Ülkede 4 milyon 396 bin kişilik koca bir işsiz ordusu var.

Ülkede açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan 22,5 milyon vatandaş var.

Reklam

Ülkede kayıtlı 3 milyon 571 bin 175 Suriyeli mülteci var.

Ülkede 460 bin atama bekleyen öğretmen var.

Ülkede toplam 32 milyon kişinin kredi kartı borcu var. 3 milyon 248 kişi de kredi kartı ya da bireysel kredi nedeniyle yasal takip altında.

Ülkede her şehre ortalama 11 icra dairesi düşüyor, icra dosyası sayısı ise 20 milyonu aştı.

Ülkede toplam kredi borcu miktarı 2,8 trilyon lirayı geçti.

Ülkenin cezaevleri doluluk oranı yüzde 121, mahkûmlar ranzaları vardiyalı kullanıyor.

Ülkede yarım milyon insan sokak atıkları toplayıcılığı yapıyor, “rızkını çöpten çıkarıyor”.

Gelelim asıl meseleye…

Rakamların ortaya koyduğu tablo, milyonlarca insanın nasıl bir hayat yaşadığını çiziyor. Ülkede ekonomi batık, eğitim kara düzen, hukuk bakkal hesabı olmuş, açlık almış başını gitmiş, ülkenin sınırları elek gibi delinmiş, milyonlarca Suriyeli gelmiş yerleşmiş…

2020’nin vatandaşı, yoksul, fakir, aç…

2002’de haklı olarak Erdoğan’ın sorduğu soruyu haklı olarak bizde soralım: “Bu hale Türkiye’yi kim getirdi? Bu hükümet getirmedi mi?”

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi