Dönüşüm, Politika ve Otomatik Portakal

0

Böcekler, köleler ve günahsızlar…

Kaç sabaha dev bir hamam böceği olarak uyandınız. Gregor Samsa gibi bir metafordan bahsetmiyorum. Güne gerçek bir hamam böceği olarak başlamaktan bahsediyorum. Yataktan iki ayağınız üzerinde kalkamayacağınızı fark edip salınırak kendinizi yataktan atmaya çalıştığınız kaç sabah oldu. Kapıyla yatağınız arasındaki mesafe gözünüzde uzadıkça uzarken kaç sabah neden kalkmak zorunda olduğunuzu durmadan tekrar etmeniz gerekti içten içe…

Gregor’un hamam böceği olarak uyandığı o sabah, Kafka’nın kaleminden dökülen ilk cümlesi “Bana ne oldu?” olmuştu. Biraz daha sonra ikinci cümle geldi “Biraz daha uyusam ve tüm bu saçmalıkları unutsam nasıl olur acaba?”. O sabah bir hamam böceği olarak uyanan Gregor’un bunların hemen ardından kurduğu diğer cümle ise “Ah tanrım! Nasıl da güç bir meslek bulmuşum kendime. Şeytan görsün hepsinin yüzünü”.

-Bana ne oldu?

Diğer haberler

-Biraz daha uyusam ve tüm bu saçmalıkları unutsam nasıl olur acaba?

-Ah tanrım! Nasıl da güç bir meslek bulmuşum kendime. Şeytan görsün hepsinin yüzünü.

Şimdi tekrar soralım öyleyse: Kaç sabah bir böcek olarak uyandınız?

Bir önceki günden kalma ağrılarınızla ve acılarınızla… Hiç gitmek istemediğiniz yerlere, hiç görmek istemediğiniz insanlara hazırlanmak için kaç sabah zoraki düşürdünüz kendinizi yataklarınızdan. Kalktınız demeyip, düştünüz diyorsam, bu öylesine seçilmiş bir kelime değil. Böyle bir hayata kalkılır gibi değil de, düşülür gibi değil mi daha çok?

Milattan önceki dördüncü yüzyıldan bir öğreti düşüveriyor aklıma. “Bir insan başka bir insanın yaşama amacına yararlı bir araç haline dönüşürse o insanın kölesidir.”. Köleliğin ne olduğunu o dönemin Antik Yunan’ın da yaşayan Aristoteles’ten daha iyi açıklayamazdık herhalde. Öyle ki binlece yüzyıl sonrasının bugünkü insanlarının neredeyse tamamını köle eden bir tanım.

Öyle ya bu yazıyı okuyup da ben hiç kimsenin yaşama amacına yararlı bir araç değilim, ben özgür bir insanım diyebilen var mı? Hepimiz birilerini taşıyoruz ve bizi taşıyan birileri de var. Avcı toplayıcı zamana dönüp yalnız kendimiz için mücadele edeceğimiz bireysel hayatlar yaşayamayacağımıza göre modern dünyanın durmaz çarkını çeviren kölelerizdir belki de. Ve özü özgürlük bilen insanoğlunun sabahları bir böcek olarak uyanmasının en büyük nedeni de henüz farkına varamadığımız köleliğimizi ruhumuzun kabullenmeyişidir.

Eğer çarkın en tepesindeki sen değilsen, çarkın kölesi sensindir.

İyi ama ne kadar önemli? Gerçekten efendi olmak ya da kendi hayatını sürdürebilmek adına bir başkasına yararlı bir araca dönüşmek ne kadar önemli? Toplum için çalışıp, bütünün yararına işler yapıyoruz diye köle mi olacağız şimdi. Hem kim söylemiş efendinin çarkın başındaki olduğunu. Onun kurduğu bu düzende çalışmakta benim yaşama amacıma yararlı bir araç nasıl olsa. Maddi kazancın büyüklüğü mü karar verecek şimdi kimin köle, kimin özgür olduğuna? Peh!

Görüyorsunuz ya, herkesi köle, herkesi efendi yapabiliriz. Yeter ki doğru soruları sorabilelim. O zaman ne böceğe dönüşmüş uyandığımız sabahların sayısı mevzu, ne de nerede kimin aracı olduğumuz.

Mevzu hangi soruları sorup, dünyayı nereden gördüğümüz.

Neyiz biz otomatik portakal mı? Kötü uyandığımız bir sabah tüm ömrümüzü bir böcek olarak yaşadığımızı nasıl söyleyebilir bize. Ya da milattan önce dördüncü yüzyılda kadınlar özgür insanların yarısıdır diyecek kadar çağının adamı olan biri mi söyleyecek bize ne kadar özgür olduğumuzu?

Bize ancak biz söyleriz ne olduğumuzu. Nihayetinde herkes kendi hayatını locadan izlemiyor mu? Doğru soruları sorduğumuz kadar özgür, yaptığımız yanlışlar bile bize ait olduğu kadar mutluyuz.
Anthony Burgess’ın bir kitabında bir hapishane mahkumu vardı, ailesinin ona verdiği isim yerine bir numarayla çağrılan. Devlet bu suçluyu deneylerle iyi bir insan yapma kararı aldığında hapishane rahibinin muhteşem sözleri vardı bir de: “Tanrı biz kullarından ne istiyor? Tanrının istediği iyilik mi yoksa iyiliği seçebilmek şansına sahip olabilmek mi? Kötülüğü seçen biri gerçekte iyiliğe zorlanan birinden daha mı geçerli Tanrının gözünde? Zor sorular bunlar küçük 6655321.”

Doğru soruları sorup kendi izini bırakanlardan olmak dileğiyle.

Ne böcek ne de köle olmaktan korkun. Siz seçim hakkı olmayan bir günahsız olmaktan korkun.

Franz Kafka – Dönüşüm

Aristoteles – Politika

Anthony Burgess – Otomatik Portakal

Diğer haberler

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi