Reklam

Erdoğan’ın boynunun borcu ile askerin Suriye’de niye olduğu meselesi…

0

Türkiye’nin Suriye’de düzenlediği operasyonlardan bahsedilirken kurulan bir ifade var: Suriye’de barışı sağlamaya yönelik düzenlen operasyon, Suriye’de ateşkesi sağlamak için askeri sevkiyat, Suriye’de çatışmaları durdurmak için yapılan hava saldırıları…”

Ya hu akıl var mantık var. Barışı sağlamak için tank atışı mı yapılır? Ateşkesi sağlamak için füze saldırısı mı düzenlenir? Çatışmaları durdurmak için yüzlerce askeri araç, binlerce asker Suriye’ye mi gönderilir?

Sen operasyon düzenlersen eğer, Esad’da kendi toprağında sana operasyon düzenler. Esad, kaybettiği askerini ülkesi için kaybeder, peki ya Türkiye ne için…

İşte bu sorunun cevabı yok. Türkiye, Suriye’de yitirdiği gencecik askerlerini ne uğruya yitiriyor? Türk askeri ne için şehit oluyor? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için, “Libya’da birkaç tane şehidimiz var. Ama birkaç tane şehidimizin karşılığında 100’e yakın lejyonerlerden etkisiz hale getirdik. Şehitler tepesi boş kalmayacak.” demesi kolay, ölen evlat onun değil sonuçta. Ancak Erdoğan’ın, birilerinin evladının ne için şehit olduğunu söylemesi, en azından bir Cumhurbaşkanı olarak söylemesi boynunun borcu, oturduğu koltuğun en birinci sorumluluğudur. Aksi takdirde şehit olan her bir Türk askeri hiç uğruna yiten bir can olmaktan öte geçemez.

Diğer haberler

Kibir ve inkar

*

Suriye’de meşru yönetim olan Beşşar Esad, Rusya’nın desteğiyle son haftalarda oldukça güç kazandı. Halep’i birkaç gün önce ele geçirdi. Aynı zamanda Rusya’nın hava desteğiyle birlikte kuzey Suriye’de bulunan Türk Silahlı kuvvetleri (TSK) dahil diğer silahlı grupları tehdit eder hale geldi.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise, ne kadar Suriye’den çekildiğini söylese de, hala Esad’a muhalif olan küçüklü büyüklü birçok gruba desteğini sürdürüyor.

Türkiye’ye gelecek olursak…

Reklam

Türkiye, birçok sebepten dolayı Suriye’de olduğunu iddia ediyor. Ancak bunlar sadece iddia olarak kalıyor.

İddialardan birisi şöyle; Türkiye-Suriye sınırında oluşan ve giderek güvensiz hale gelen bölgeyi “güvenli bölgeye” dönüştürmek.

İkinci bir iddia; Suriye’den Türkiye’ye gelen ve yüz binlerle ifade edilen mültecilerin önünü kesmek.

Diğer bir iddia; Esad’ı devirmek ya da devirmek isteyenlere yardımcı olmak.

İddiaların ilk ikisinde Türkiye çok haklı. Kendi güvenliğini ve geleceğini koruyabilmek için bu bölgede bir koruma hattı mutlaka olmalı. Ama nasıl?

Bu hattın korunabilmesi ya da güvenli bir hale dönüştürülebilmesi için, aynı zamanda Suriye’den Türkiye’ye gelen mültecilere dur diyebilmek için çözüm nedir? Çözüm asla ama asla Esad güçleriyle TSK’yı karşı karşıya getirmek ya da uzaktan karşılıklı küçük çaplı füze saldırıları yapmak değildir. Esad’a muhalif gruplara destek verip, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturmak yalan söylemektir. Hem Esad’ın terörist olarak gördüğü gruplara destek verip Suriye’de silahlı bir güç oluşturacaksın, hem de güvenli bölge, olmaz, bu ikisi birden asla olmaz.

Onun için ilk iki iddia çöker. Üçüncü bir iddia olan Esad’ı çaktırmadan devirmekse eğer mesele, hiç kimsenin kuşkusu olmasın, Esad’ın devrilmesinden en büyük zararı Türkiye çeker. Irak’ta Saddam Hüseyin’in devrilmesi ile Kuzey Irak’ta ne olduysa, Esad’ın devrilmesiyle birlikte kuzey Suriye’de de o olacaktır.

Onun içindir ki üçüncü iddia ucu açık kalıyor. Bürokratlar ve Suriye politikasında adını bilmediğimiz “derin güçler” eğer biraz da olsa millilerse bunu biraz daha düşünsünler. Aksi halde Suriye konusunda Esad’dan çok Erdoğan’ın başı ağrır, tabi zaten bunu isteyenler yoksa.

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi