Reklam

Fazıl Say, Kültür Bakanlığı’na verdi veriştirdi!

0

Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say, Kültür Bakanlığı’na açık mektup yazarak, “Neden tiyatrocu ve müzisyen gençlerimizin önünü açacağımız yerde tıkıyorsunuz? Bir ülke sanat kurumlarından mahrum mu kalacak? Türk halkına bu mağduriyeti neden yaşatıyorlar? Sanatı olmayan memleketle kim niye gurur duysun?” dedi.


Sosyal medya hesabından bakanlığın uygulamalarını eleştiren Fazıl Say, Kültür Bakanlığı’nda sanatçıların kadrolarıyla ilgili sorunlar yaşandığına dikkat çekti. Say, genç sanatçıların önlerinin tıkandığını vurguladı.

Fazıl Say, şunları kaydetti:

Reklam

“Kültür bakanlığında neler oluyor? Nedir bu sanatçılara güvenlik soruşturması? Artık tüm bunlar rezillik, ya peki verilmeyen kadrolar? Sürekli ertelenen bu durum? On yıllardır sözleşmelilere kadro verilmedi, yıllardır inanılmaz düşük ücretler karşılığı sanatını yine de yapanların, bunca hizmet verenlerin hakkı ne olacak, onlara kadroları neden ısrarla verilmiyor? Yıllar geçiyor, bu memleket eriyor, yozlaşıyor… Neden tiyatrocu ve müzisyen gençlerimizin önünü açacağımız yerde tıkıyorsunuz? Onca yetenekli gencimiz ne yapsın? Bu imkansızlıklar da tek çare başka ülkelere mi gitsinler? Devlet tiyatroları, Devlet Opera Balesi ve Orkestralarda, inanılmaz kadro açıkları var, yıllardır yazıyoruz çiziyoruz, neden bu kurumları ölüme terk eden bir yaklaşım var, bütçeleri yok, kadroları yok, nasıl yapacaklar? Bir ülke sanat kurumlarından mahrum mu kalacak? Türk halkına bu mağduriyeti neden yaşatıyorlar? Neden sanatlarını dünya düzeyinde uygulamaları için hiç bir şey sağlanmıyor? Kurumlar kötüleştikçe, memur sanatçı daha da sanatı unutup memuriyete dönüyor, sıkıcılaşıyor, maaşından başka derdi kalmıyor, vizyon ve şevksiz sanat mı olur? Bu Devlet kurumlarında on yıllardır görev yapan genel müdürler, müsteşarlar, bakanlar, bu durumlardan utanmıyor mu? Sessiz mi kalacaklar? İstifa etmeleri gerekmez mi? Biz burada utanıyoruz. Kurum dediğimiz anda, bin sorunla karşılaşıyoruz her daim. Yıllardır hayat geçti… Kültür bakanı, otelleri uçakları ile, herhalde pek de önemsemiyor, sanatçıların on yıllarının şuursuzca akıp gitmesine, kimse insandan randıman almayı, insan kaynaklarını düşünmüyor. Sonra da köhne popülizm, bıktırıcı milliyetçilik… Hadi canım sende… Sanatı olmayan memleketle kim niye gurur duysun?”

Aynı dertler ben 22 yaşındayken de vardı. 50 yaşıma geldim hala var.

““Kadro eksikliği” kurumların sorunlarından sadece bir tanesidir. Ciddi bir sorundur, ama tek sorun bu değildir. Bütçe de önemli bir konu. Bir sahne eseri için bir uluslararası düzeyde orkestra konseri için tek etken kadronun tamam olması değil çünkü. Birçok ek masraflar vardır, onlar da yok yıllardır. Üretim, turneler, cd üretimleri, uluslararası sanat camiası ile bütünlük, halk ile derin bağ, tüm bunlar bütçe gerektirir ki bence kadro eksikliği kadar büyük bir sorundur. Türkiye’de ayrıca, olan kadrolarda da yıllar içinde çok sıkıntı yaşandı, bunların kendi hataları oluştu, bakın yorumların çoğunda “bu insanlar niye susuyor?” Diye yazmışsınız. Ben de yıllarca bunu sordum. Bu sefer sorduğumuz için benimle kavga ettiler, hatta müziğimi keserek cezalandırdılar, yani kurumun içindeki kadrolularda az sorun yok… Ama onların yanlışları, benim “genç nesillerin kadroya kavuşması ve kurumların hayatının devam etmesi” konulu kesin doğrularımın önünde bir mevzu değildir. Gerçekler ortadadır. Türk halkı sanatla bağını koparmamalıdır… 30-35 yıl kültür bakanlığında kah genel müdür, kah Ankara’da İzmir’de genel müzik direktörlüğü, kah opera bale genel müdürlüğü yapmış kişiler var, sanatları da yetersiz vizyonları da. Ve kimse onları sorgulamadı. Yıllar içinde, hep bize kendileri anlattılar; bu kadrolar kimi zaman emirle verdirtildi. Hak edenler mağdur edildi, bunları kurumların içinde kendileri hep anlatırlar. Ondan sonra “niye susuluyor?” Hadi canım, tabi ki susacak! Kim sorgulayacak bu 30-35 yıllık küme düşmeyi? Kim? Kendileri değilse kim???? Benim müzikten yana gönlüm bağırıp duruyor; Bu içerdeki çürüklerin de keşke ayıklanması mümkün olsaydı, keşke ara seviye sınavları filan yapılsaydı, bir şekil onları emekli edip keşke o koltukların yerine de zımba gibi gençler getirilseydi. Keşke keşke… Ama işte; en acısı “zaman”… Zaman geçip gidiyor. Aynı dertler ben 22 yaşındayken de vardı. 50 yaşıma geldim hala var. Ve ümidi ( kendi adıma )kestim çoktan. Ta ki; bu işler yoluna girer, o günleri görür müyüz bilmiyorum, ama dede olacağız, bari genç nesiller Fazıl dedeleriyle çalarlar bir gün!! Hale bak ya!!!”

 

View this post on Instagram

Kültür bakanlığında neler oluyor? Nedir bu sanatçılara güvenlik soruşturması? Artık tüm bunlar rezillik , ya peki Verilmeyen kadrolar? Sürekli ertelenen bu durum? On yıllardır sözleşmelilere kadro verilmedi, yıllardır inanılmaz düşük ücretler karşılığı sanatını yine de yapanların, bunca hizmet verenlerin hakkı ne olacak, onlara kadroları neden ısrarla verilmiyor? Yıllar geçiyor, bu memleket eriyor, yozlaşıyor… Neden tiyatrocu ve müzisyen gençlerimizin önünü açacağımız yerde tıkıyorsunuz? Onca yetenekli gencimiz ne yapsın? Bu imkansızlıklarda tek çare başka ülkelere mi gitsinler? Devlet tiyatroları, Devlet Opera Balesi ve Orkestralarda, inanılmaz kadro açıkları var, yıllardır yazıyoruz çiziyoruz, neden bu kurumları ölüme terk eden bir yaklaşım var, bütçeleri yok, kadroları yok, nasıl yapacaklar? Bir ülke sanat kurumlarından mahrum mu kalacak? Türk halkına bu mağduriyeti neden yaşatıyorlar? Neden sanatlarını dünya düzeyinde uygulamaları için hiç bir şey sağlanmıyor? Kurumlar kötüleştikçe, memur sanatçı daha da sanatı unutup memuriyete dönüyor, sıkıcılaşıyor, maaşından başka derdi kalmıyor, vizyon ve şevksiz sanat mı olur? Bu Devlet kurumlarında on yıllardır görev yapan genel müdürler, müsteşarlar, bakanlar, bu durumlardan utanmıyor mu? Sessiz mi kalacaklar? İstifa etmeleri gerekmez mi? Biz burada utanıyoruz. Kurum dediğimiz anda, bin sorunla karşılaşıyoruz her daim. Yıllardır.. hayat geçti.. Kültür bakanı, otelleri uçakları ile, herhalde pek de önemsemiyor, sanatçıların on yıllarının şuırsuzca akıp gitmesine, kimse insandan randıman almayı, insan kaynaklarını düşünmüyor.. Sonra da köhne popülizm, bıktırıcı milliyetçilik.. hadi canım sende… Sanatı olmayan memleketle kim niye gurur duysun? #fazılsay

A post shared by Fazil Say (@fazilsay) on

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi