Reklam

“Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama fark edemedik”

1

Başlıkta kullandığım ifadeyi hatırlayanlar mutlaka olacaktır. Geçtiğimiz yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım ile Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu’nun arasındaki 13 binlik oy farkı nedeniyle, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz tarafından sarf edilmişti. O günlerde çok konuşulan bu ifade, bir anlam taşımadığı ya da bozuk bir cümle yapısı nedeniyle tartışıldı durdu, zaman içerisinde de unutuldu. Bu güne geldiğimizde ise bu cümlenin ne kadar derin bir mana taşıdığına şahit oluyoruz. Üstelik ilk söylendiği günden 1 yılı aşkın bir zaman sonra.

Dün gece İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kişisel sosyal medya hesapları üzerinden istifa etmesini duyurması sonrası Türkiye’de 2 saatlik (tam anlaşılamasa da) bir şeyler oldu.

İlk olarak Bakan Soylu istifa edişini, “Hiçbir zaman zarar vermek istemediğim aziz milletimiz, hayatımın sonuna kadar da sadık olacağım sayın cumhurbaşkanım beni bağışlasın. Onurla yürüttüğüm İçişleri Bakanlığı görevinden ayrılıyorum.” sözleriyle duyurdu. Soylu’nun istifası üzerine sosyal medya ve bir o kadar da yaygın medya tabiri caizse çılgına döndü. Birbirinden asılsız haberler paylaşıldı. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü’nün Soylu’nun istifa dilekçesini yırtıp attığı, istifayı kabul etmediği, Bakanlığa Muhterem İnce’nin getirildiği, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Soylu’nun yüz yüze görüşeceği derken, araya yurdumdan insan manzaraları karıştı. Soylu’nun istifa etmesini kaldıramayan bir vatandaş, Rize’de intihara kalkıştı. Saat 24’ü geçmesiyle birlikte sokağa çıkma yasağının kalkmasını da fırsat bilen vatandaş sokaklara koştu. İstanbul’da ansızın yollar doldu. Salgını, sosyal mesafeyi, kuralları bir anda unutan Ankaralı vatandaşlar ise, İçişleri Bakanlığının önüne gelip slogan atarak Süleyman Soylu’ya destek vermeye çalıştı.

Reklam

Yine sosyal medyada dönen iki iddia, sanki gerçekmiş gibi pazarlanmaya çalışılıyordu. Bunun analizini en iyi yapan Ahmet Daştan ise, “Pelikancılar ‘Soylu Erdoğan’ın bilgisi dahilinde istifa etti’ bilgisini; Soylu’nun trolleri ve medyacıları ‘Cumhurbaşkanı istifayı kabul etmedi’ bilgisini yayıyor. İlginç bir gece, bakalım hangisi kazanacak.” sözleriyle duruma açıklamaya çalıyordu.

Diğer haberler

Kibir ve inkar

Gerçekten de öyleydi. Daha ortada resmi bir açıklama yokken bile sosyal medyada bu iki iddia döndü durdu. Sonuç olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Süleyman Soylu’nun istifası kabul edilmedi. İçişleri Bakanlığı koltuğu, istifa edip, kamuoyunun çılgınca desteğini alan, Erdoğan tarafından da istifası kabul edilmeyen Süleyman Soylu’ya geri verildi. Ancak bu sefer Soylu, istifasından önceki Soylu olmayacak. Soylu artık daha güçlü, daha keskin, daha aktif ve arkasında onun yaptıkları ve yapacaklarına gözü kapalı destek verecek koca bir kitle ile geri geldi. Kimisi tiyatro diyor, kimisi kahramanlaştırıyor, kimisi hüngür hüngür ağlıyordu… Oysaki Beştepe politikasını pekiştirmeye çalışıyor, milletin sindirim sistemini güçlendirmek için aksiyonlara girişiyordu…

Ali İhsan Yavuz, zamanını tutturamasa da doğruyu söylemiş; Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama fark edemedik.

Sahi, fark edemedik mi?

Reklam

Diğer haberler

Reklam

1 yorum
  1. Kevser Durgun akan diyor

    Siyasetin %50si yalan=hitabet, %40ı artistlik=oyun, %10u da icraat desem sadece. Buyurun içinden siz seçin Soylu’nun istifasını.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi