Reklam

Korona günlerinde aşı kadar medya okuryazarlığı da şart

1

Türk medyası, mahalle dedikoduları yapan bir medya çizgisine geldi. Gazete ve televizyonlarda yayımlanan haberlerin büyük bir kısmı ya birinin iddiası ya da düzmece haberlerden oluşuyor. Küçük bir kısmı ise nitelikli ve doğru haberler ancak, düzmece haberlerin arasında ne yazık ki onlarda kendini gösteremiyor, hiç oluyor.

Medyanın neden bu hale geldiğini tartışmayacağım elbette. Zaten bu konuya girersek çıkamayız. Benim bu yazıda dikkat çekmek istediğim şey şu: Yapılan haberlerin büyük bir kısmının neden doğru olmadığı. Sokaklara çıkıp, uzmanlarla görüşüp, konuyu, konunun ehli olan kurum veya kişilerden alınan bilgiler doğrultusunda işlemek ve kamuoyuyla paylaşmak yerine, sadece sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarla, birilerinin asılsız iddialarıyla haberler yapmak niye?

Korona virüs salgını süreci sadece hükümetler için değil medya içinde büyük bir sınav. Gelinen şu aşamada medya, ne yazık ki bir başarı kazanmak yerine kendine olan güveni de zedeledi. Medya için, asılsız haberleri yayımlayarak kamuoyunun düşünce dünyasını zedeliyor, hem duygu durumuna zarar veriyor, hem de sağlığını tehlikeye atıyor demek doğru olur sanırım.

Asılsız haberlerin başında, korona virüse aşı bulundu-bulunmadı haberleri geliyor. Neredeyse her gün en az iki üç gazete veya televizyonda, onlarca haber sitesinde korona virüs aşısıyla ilgili haberler çıkıyor. Haberlerde aşının bulunduğu yönünde, bulunacağı tarih hakkında, kaydedilen aşamayla ilgili, yapılan deneyler ve daha nice bilgiler paylaşılıyor. Fakat bu haberlerin doğruluk payları neredeyse hiç yok. Konunun gerçek uzmanları, örneğin Fransa’da bulunan Pasteur Enstitüsünden, yaklaşık 2,5 ay önce yapılan bir açıklamada, virüse karşı üzerinde çalışılan aşının en az 20 ay sonra kullanılmaya başlanabileceği söylenmişti. Dünya Sağlık Örgütü ise, aşı çalışmalarıyla ilgili olarak bu hafta içinde yaptığı bir açıklamada, “12 ay veya daha uzun bir süre aşı görmeyi beklememeliyiz” ifadelerini kullandı. Başka kurumlardan da benzer tarihler verilerek, aşı bulmanın çok kolay olmadığı ve kısa zamanlarda üretiminin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı yönünde açıklamalar yapıldı.

Diğer haberler

Kibir ve inkar

Reklam

Peki ama neden bu haberler her gün tekrar tekrar yapılır, sanki aşı bulunmuşta, korona virüs iki üç güne kadar sona erecekmiş gibi bir umut pompalanır insanlara?

Bu sorunun en basit cevabı şu: Korona virüs nedeniyle ruhsal anlamda çok fazla yıpranan ve bir an önce bu kriz halinden kurtulmak isteyen halk, kendisine umutlu gelişmeler vadeden haberleri daha çok takip ediyor da o yüzden. İnsanlar haberin başlığına kanıp habere tıklıyor, televizyondaysa o kanalı seyrediyor, gazetelerdeyse o gazeteye para verip alıyor. Bu durum ise artık kamunun bilgi alma hakkı için çalışan değil, gelir odaklı çalışan medyanın işine geliyor.

2018 yılında Reuters Enstitüsü tarafından yapılan araştırmada, sahte habere maruz kalan ülkeler sıralamasında Türkiye yüzde 49’luk oranla birinci oldu. Bu oran Japonya’da 17, Fransa’da 16, İngiltere’de 15, Almanya’da ise yüzde 9.

Medyanın bu kadar çok asılsız habere yer verdiği ve gelir odaklı bir düzene yönelmesi medyayı takip eden okur ve izleyicilere yeni sorumluluklar getiriyor dolayısıyla. Okur ve izleyici artık, medyanın aktardığı her haberi doğru kabul etmeden, olumlu veya olumsuz her anlamda teyit edebilmeli, farklı medya organlarındaki sunumuna bakmalı, medya okuryazarlığı anlamında kendini geliştirmelidir. Aksi halde okuyucu ve izleyici yalan haberlerle gününü akşam edecek, yanlış bilgilerle aklını bulandıracak, bazen umuda bazen de korkuya kapılarak gereksiz bir hale bürünecektir.

Ülkemizde bir takım ideolojilerin propaganda ya da bir takım sermayelerin reklam aracı olarak kullanılan, yasama, yürütme ve yargının ardından dördüncü bir güç olarak gelen medyanın üstünde de yeni bir güç olan medya okuryazarlığı, artık toplumda kendine yer bulmalı, kamuoyunca anlaşılmalı ve kendinden önceki dört gücün üstünde bir güce sahip olduğunu kabul ettirmelidir.

Reklam

Diğer haberler

Reklam

1 yorum
  1. Kevser Durgun akan diyor

    Bilim insanı ile halk arasındaki uçurumu kapatmak!Sanırım gerçek çözüm bu olacaktır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi