Reklam

Meclisin 100’üncü yılında 100’üncü Yıl Özel Oturumu

0

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 100’ncü yılı münasebetiyle Meclis Genel Kurulunda Özel Oturum gerçekleşti. Oturumda Melis Başkanı Mutafa Şentop, AK Parti adına AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu, MHP adına Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın kürsüye çıkıp konuşmalarını yaptılar. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise milletvekili olmadığı için Meclis Kuruluna izleyici balkonundan katıldı.


TBMM’nin açılışının 100’üncü yılı münasebetiyle toplanan Özel Oturumda İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından günün anlam ve önemine ilişkin konuşan Meclis Başkanı Mustafa Şentop, “Bugünü büyük ve önemli kılan, bundan tam yüz yıl önce ve tam da bu saatlerde açılışı yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni inşa eden ceht, gayret ve manadır.” dedi.

Meclis Başkanı Şentop’tan 100’ncü yıl konuşması

Vatanın, yüz yıl önce ilhak ve işgal, Türk milletinin ise esir olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Şentop, “Büyük kayıplarla ve mağlup olarak çıktığımız Birinci Dünya Savaşı’nın sonucunda milletimiz, son hürriyet kalesi olan Anadolu’dan da sürülüp çıkarılmak istenmekteydi. Türkiye, ordusu terhis edilmiş ve silahlarına el konulmuş, başşehri işgal edilmiş, Meclis’i dağıtılmış ve iktisaden çökertilmiş bir manzara arz ediyordu. 19 Mayıs 1919’da Gazi Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktığında görünen tablo buydu. Fakat istilacıların ve haysiyetlerini hırslarına kurban etmiş iş birlikçilerin hesaplayamadıkları husus, tarihi şeref levhalarıyla ve başarılarla dolu aziz milletimizin esarete boyun eğmeyen tabiatı ve manevi kuvvetiydi. Bu tabiatı bilen ve o manevi kuvvetin farkında olanlar, şartların umut kırıcı ve boğucu görünmesine aldırmadan kısa sürede bütün vatan sathını saracak olan Milli Mücadele meşalesini yaktılar.” diye konuştu.

Şentop, “Samsun’da başlayıp İzmir’de zaferle neticelenen Milli Mücadele, tarihin belli bir döneminde başlayıp bitmiş bir süreç değil istiklali tam yolunda kesintisiz ve kararlı davranmayı zorunlu kılan şuurun adıdır. Kurtuluşa inanmış kadronun öncülüğü ve milletin azmiyle kazanılan Milli Mücadele’nin iki esası vardır: Bu esaslardan ilki tam bağımsızlık hedefi, diğeri de tam bağımsızlık hedefine yönelik mücadelenin milli iradeye dayanarak yapılması prensibidir. Bu tarafıyla Milli Mücadele, dünyadaki benzerlerinden ayrılır. 100. yılını andığımız Gazi Meclisimiz, Milli Mücadele’nin sonucu değil, bizzat merkezi ve karargahıdır. Neyi andığımızı ve kutladığımızı bilmeye mecburuz. Açılışının 100. yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu Meclis, ‘Bağımsız yaşamaya mali durumumuz müsait değildir, zira çok borcumuz vardır.’ diyenlerin olduğu bir ortamda, her ne pahasına olursa olsun tam bağımsızlık uğruna her türlü mücadeleyi göze almanın sembolüdür. Yüzüncü yıl dönümünü andığımız bu Meclis, ‘Büyük devletleri karşımıza almayalım. Batılı devletlerle sorunlarımızı diplomasi yoluyla çözelim. Savaşmak, maceracılıktır.’ diyenlerin hiç de az olmadığı bir dönemde, ‘Hiçbir devlet, haysiyetimizden daha büyük değildir.’ kararlılığını varlığının merkezine yerleştirmiş bir milli karargahtır. Yüzüncü yıl dönümünü andığımız bu Meclis, İttihatçılara duyduğu nefret ve iktidar hırsı sebebiyle işgal güçleriyle işbirliği yapan bazı fırkacılara karşı, Gazi Mustafa Kemal’in Amasya’da ‘Ortada İttihatçılık, İtilafçılık yoktur. Memleket meselesi vardır.’ iradesini rehber edinen bir merkezdir.” ifadelerini kullandı.
AK Parti adına konuşan Bostancı: Halefler seleflerinin rakipleri olsa da aslında gerçekte ortaklarıdır.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılmadığı Genel Kurul’da, AK Parti adına Grup Başkanı Naci Bostancı konuştu. Bostancı, “15 Mayıs’ta İzmir’in işgali milletin kalbindeki yarayı ateşli bir öfkeye çevirmiştir. 19 Mayıs’ta Samsun’a giden Mustafa Kemal, Kuvayı Milliye’nin ateşini yakmıştır. Rauf Orbay, Kazım Karabekir ve niceleri onun liderliğinde bir araya gelmişlerdir. Cumhuriyet fazilettir. Karar ve irade sahibi vatandaşların rejimidir.” dedi.

Bostancı, “İllaki siyasi tartışmalar olacaktır. Halefler seleflerinin rakipleri olsa da aslında gerçekte ortaklarıdır. Uzlaşmasız rekabet, demokrasilere halel getiren karanlık yanları ortaya çıkarır. Her türlü şiddet ve terör demokrasinin en büyük düşmanıdır. 100 yıllık Meclis tarihinin 18 yılında AK Parti olarak her insanımıza daha iyi bir hayat için çabaladık, emek verdik. Her alanda geçmişi incelerken, geleceğin muhasebesini yaptık. Rekabet ve eleştirileri siyaset zemininde yapmak, gerçeklikten kopmamak önemlidir. Cumhur İttifakı olarak durduğumuz yer güçlü bir Meclis’tir. 15 Temmuz hain darbe girişiminde de Meclis, direnişin bir sembolü oldu. Önümüzde yeni bir yüzyıl uzanıyor. Siyasal toplumun araçları, inanışları yeni bir düzen kazanıyor. Geçmiş asırlarda esir ticareti, köleciliğin yükünü taşıyanlar mültecilere karşı karşımıza çıkıyor. Irkçılık, düşmanlık, çıkar savaşları gibi durumların ne gibi felaketlere yol açtığını hepimiz görüyoruz. Başkasının acılarından sırça köşkler oluşturanlar oralarda asla rahatça oturamazlar. Salgın olduğu bir dönemde bu oturumu yapıyoruz. İnsanoğlu tabiatla barışık yaşamanın önemini acı bir şekilde öğrenecektir. AK Parti olarak tam bir katılım gerçekleştireceğimiz 21.00’de herkesi İstiklal Marşı okumaya davet ediyorum. Yaşasın Cumhuriyetimiz, yaşasın demokrasimiz.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’ndan 100’ncü yıla 16 maddelik demokrasi çağrısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, partisi adına konuştuğu kürsüde Meclis’e 16 maddeli bir çağrıda bulundu. Kılıçdaroğlu, “Atatürk’ün milli vicdanını büyük iradesine bağlı olarak İstanbul’dan ayrılarak başlattığı yolculuğun ilk aşaması TBMM’nin açılışı ile tamamlanır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. TBMM, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Meclis’tir. TBMM demokrasiyi bu topraklara getirmemize karar veren Meclis’tir. 15 Temmuz’da bombalar yağarken milli iradeye sahip çıkan Meclis’tir. TBMM, Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti’nin eylemlerine sahip çıkan Meclis’tir. Bugün sorunlarımız var. İvedilikle çözmemiz gerekiyor. TBMM’ye 100. yılında bize önemli görevler düşüyor. Sorunlarımızın kaynağı TBMM’yi etkisizleştiren darbeciler ve darbe yasaları ile ortaya çıkan darbe hukukudur. Yargı kurumunun bağımsızlığı kesin olarak sağlanmalıdır.” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun 16 maddelik çağrısı şöyle:

1- Tüm toplumsal, siyasal ve kültürel kesimlerin katılımıyla, yeni bir demokratik anayasa yapmalıyız. Bu anayasanın temeli, kuvvetler ayrılığı” ilkesine dayanmalı, demokrasilerde olması gereken denge/ denetim esası sağlanmalıdır.

2- Yeni anayasanın omurgası “Cumhuriyetin demokrasiyle taçlandırılması” olarak nitelendirdiğimiz yeni ve güçlü bir demokratik parlamenter sistem olmalıdır. Unutulmamalıdır ki demokrasiyle taçlandırılmış cumhuriyetimizde, fikir, düşünce ve inanç özgürlüğü ile medya ve sendikalaşma dahil örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engeller de kaldırılmış olacaktır.

3- Kuvvetler ayrılığı ilkesinin ve hukuk devletinin en önemli ayaklarından biri olan yargı kurumunun bağımsızlığı, kesin olarak sağlanmalıdır. Adalete erişim hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
4- Kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir diğer önemli ayağı da yasamadır. TBMM’de milli iradenin en geniş haliyle temsil edilmesini sağlayacak yeni bir seçim sistemi yaşama geçirilmelidir. Ayrıca, siyasetçi ile vatandaş arasındaki güveni güçlendirmek için bir “Siyasi Ahlak Kanunu” çıkarılmalıdır.

5- Kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir diğer önemli ayağı da yürütmedir. Yürütme, tüm icraatıyla mutlak denetime ve hesap verebilirliğe açık olmalıdır. TBMM adına görev yapan Sayıştay, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını denetlemelidir. TBMM’de kurulacak Kesin Hesap Komisyonu’nun başkanlığı da muhalefet partilerine verilmelidir.

Reklam

6- Yerel yönetimler, rant ilişkilerini düzenleyici kurumlar olmaktan çıkarılmalı, refah devletinin asli unsurları haline getirilmelidir. İyi tanımlanmış bir iş birliği ve iş bölümü çerçevesinde yerel yönetimlerin işlevleri arttırılmalıdır.

7- Kamu istihdamında nepotizmden uzak, liyakate dayalı, bir personel politikasına ivedilikle geçilmelidir.

8- Liyakate dayalı istihdam politikaları kapsamında özellikle eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve güvenlikte “sıfır” istihdam açığı hedeflenmelidir. Çocuklarımızın geleceği, vatandaşlarımızın sağlığı, engellilerimizin ve yaşlılarımızın bakımı, ülkemizin iç ve dış güvenliği tartışmasız milli bir anlayışla oluşturulmadır.

9- Vatandaşlarımıza asgari bir gelir güvencesi sağlanmalı, bu bağlamda “Aile Yardımları Sigortası Kanunu” ivedilikle çıkarılmalıdır.

10- Demokratik standartlarda, adaletli ve denetime açık bir Kamu İhale Sistemi’ne geçilmelidir.
11- Vergi politikası, üretimi ve istihdamı özendirecek şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Ücretliler üzerindeki vergi yükü makul düzeylere çekilmelidir.

12- TÜİK verilerine göre her üç çalışandan biri kayıt dışıdır. Kayıt dışı istihdamla toplumsal destek sağlanarak mücadele edilmelidir. Bu mücadelede en etkili yolun sendikalaşma olduğu artık öğrenilmelidir.

13- Türkiye, yeni bir planlama anlayışı çerçevesinde, katma değeri yüksek ürün üretme hedefine kilitlenmelidir. Bu ilke bağlamında tüm üretim politikaları, diğer üretim biçimleriyle birlikte tümüyle ekolojik olmalıdır.

14- Sağlık hizmetlerine ön koşulsuz erişim bir haktır ve ücretsiz olmalıdır. Koruyucu ve temel sağlık hizmetleri bu doğrultuda planlanmalıdır.

15- Planlamada tarım, temel stratejik sektörlerden biri olarak ele alınmalıdır. Bu bağlamda, gıdaya sağlıklı koşullarla erişim hakkına ilişkin yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

16- Eğitim, Türkiye’nin kalkınma stratejisinin en önemli, en temel parçası olarak yeniden ve paydaşlarıyla birlikte planlanmalıdır. Eğitim politikalarının tek hedefi “fikri hür, irfanı hür ve vicdanı hür” nesiller yetiştirmek olmalıdır. Üniversitelerimizde, her türlü fikir, düşünce özgürce tartışılmalı, her türlü bilimsel çalışma özgürce yürütülmelidir.

MHP adına Semih Yalçın: TBMM’nin kuruluş hikayesi masallarda anlatılanlara benzemez

MHP adına konuşma yapan isim ise Genel Başkanı Devlet Bahçeli yerine Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın oldu. Yalçın, “Yüreğinizin kabardığını gözlerinizin gurur ile nemlendiğini görüyorum. TBMM’nin kuruluş hikayesi masallarda anlatılanlara benzemez. İnsanoğlunun gördüğü en büyük özgürlük ve demokrasi destanıdır bu. Ne mutlu bize ki cesaretleri ile dünyaya nam salmış bir milletin ahvadıyız. Mondros’tan 23 Nisan 1920’ye kadar baş döndürücü hadiseler cereyan etmiştir. Münferit direniş mücadeleleri örgütlü bir vaziyet almıştır. Sıra direniş gruplarının tek çatıda bir lider ile teşkilatlandırılmasına gelmiştir. Bu gayede hayata geçirilen adımlardan ilki Erzurum Kongresi’nde atılmıştır. Erzurum ve Sivas kongreleri Mustafa Kemal Paşa’yı liderliğe taşıyan iki önemli olaydır. Bir milli ülkü amaçlayan Sivas Kongresi Milli Meclis’in en geniş provası olmuştur. İkinci prova Sivas’tan Ankara’ya gelip yerleştiği Ziraat Mektebi binasında yapmıştır. Ziraat Mektebi kısa zamanda milli mücadelenin merkezi haline gelmiştir. İlk Meclis’in açılışı için Ankara’da toplanan milletvekillerinin hepsi bölgelerinden seçilerek gelmişlerdir. Birinci Meclis milli iradenin tecelligahıdır. Tarihte bağımsızlık uğrunda savaş yapan başka bir parlamento görülmemiştir. Bu yönüyle Birinci TBMM emsalsizdir. Bir ihtilal Meclisi’dir. Sivas Kongresi’nde vücuda gelen heyet-i temsiliye Meclis’te toplanmıştır. Birinci Meclis esasında ezilen ve sömürülen milletlerin ilham kaynağı olmuştur. Birinci Meclis vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı uğrunda yardan, anadan, serden geçenlerin Meclisi’dir. Milletvekillerinin çoğu uzun süre Meclis yakınındaki okul binasında ikamet etmiş, basit ranzalarda yatıp kalkmışlardır. Birinci Meclis adeta bir yokluklar Meclisi’dir. İki çorabından birini, ekmeğini aşını ama bütün yüreğini paylaşanların Meclisi’dir. Saygıdeğer milletvekilleri Birinci Meclis bir milli mutabakat parlamentosudur. Mübarek vatan toprağında bin yıllık kardeşlik yeniden güncellenmiştir. İlk Meclis olağanüstü şartların Meclisi’dir. TBMM yasama ve yürütme yetkilerini o dönemde uhdesine almıştı tamamıyla. Yani hem kanun koyucu hem hükümettir. Meclis açıldıktan sonra 40 yıllık bir parlamentoda gibi tıkır tıkır işlemeye başlamıştır. Türkiye’nin ilk anayasası olan Teşkilatı Esasiye Kanunu’nu kabul etmiştir. İlk Meclis mukaddes bir demokrasi mabedidir. Her ne kadar birinci ve ikinci gruplar arasında şiddetli tartışmalar yaşansa da hiçbiri vatan sevgilerinden taviz vermemiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun.” diye konuştu.

Özel oturum olması nedeniyle TBMM Başkanı Şentop, Meclis’te milletvekili olan tüm partilere söz hakkı verdi. Buna göre grubu olan partilerin temsilcilerine 10 dakika, grubu olmayan partilere ise 3 dakika söz hakkı verildi. AKP’den istifa ederek Ali Babacan’ın kurduğu Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) patisine katılan Mustafa Yeneroğlu da ilk kez DEVA Partisi adına Meclis’te konuşmuş olacak.

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi