Reklam

Medya Ombudsmanı Bildirici: Her açıklama ve bilgiye şüpheyle bakmak, inceleyip sorgulamadan yayımlamamak gerekir.”

0

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Adana’da polisin “dur ihtarına uymadığı “ gerekçesiyle Ali El Hemdan’ın vurulması olayının medya yer aldığı haberlerde yapılan yanlışları sıraladı. Bildirici, “Gazetecilikte şüphe esastır. Kim olursa olsun her söze, her açıklama ve bilgiye şüpheyle bakmak, inceleyip sorgulamadan yayımlamamak gerekir.” dedi.

Faruk Bildirici’nin kişisel İnternet sitesi farukbildirici.com’da yayımlanan yazının ilgili kısmı şöyle:

 ” Sosyal medyada ortaya çıkan bu görüntüler sayesinde artık bu olayı tüm Türkiye öğrendi.. Dün yayımlanan “Polis yanlışlıkla vurdu” haberleri de çöpe gitti.  Şimdi bu olayın üzerine gitmek, ayrıntılı olarak araştırmak savcılar kadar medyanın da görevi.

    Medya ombudsmanı olarak, Ali El Hemdan adlı gencin öldürülmesi olayının haber yapılma biçimindeki yanlışlar üzerinde durmak, gazetecilik adına dersler çıkarmak istiyorum.. Saptadığım hatalar şöyle sıralanıyor:

 1-     Gazeteci olarak, polisin dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle silahsız bir kişiyi vurması olayına polisin görev kazası gözüyle bakamayız. Her yıl onlarca insanın bu gerekçeyle öldürüldüğü bir ülkede, her vaka ayrıntılı olarak incelenmeye, sorgulanmaya muhtaçtır. Gazeteci olarak polisin tarafını tutmak gibi bir anlayış olamaz. Gazeteci, her olayda, her cinayette olduğu gibi bu tür vakalarda da verilere tarafsız bakmak ve okura objektif yansıtmak zorundadır.

Reklam

2-     Polisin dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle bir kişiyi vurmasını haklılaştırmak, meşru göstermek gazetecinin görevi olamaz. Oysa Ali El Hemdan haberinde görüldüğü gibi haberlerin hemen tamamı polis diliyle yazılmış, hem de “yanlışlıkla” denilerek haklılık kazandırılmaya, olayın üzeri örtülmeye çalışılmış.

3-     Gazeteci hiçbir olayda tek taraflı haber yazmamalı. Ali El Hemdan olayında ajans muhabirleri, anlaşıldığı kadarıyla polisin verdiği gayri resmi bilgiye dayanarak haber yazmış. Mahallede olayı gören tanıklar olup olmadığına bile bakmamış, ölen gencin ailesini bile aramamış.

4-     İnternethaber, polisin bu genci vurmasına haklılık kazandırmakta diğer site ve gazetelerin epey önüne geçmiş. “Adana’da ‘Dur’ ihtarına uymayıp kaçınca polise başka çare bırakmadı” başlığı atmış. Silahsız bir genç, polise vurmaktan başka “çare bırakmamış”! Dahası internethaber, Ali El Hemdan’ın öldüğü haberinin gelmesinden altına “(Yeni gelişme: Vurulan genç hastanede hayatını kaybetti” bilgisini eklemiş. Üstte yazılanları yalanlayan bilgiye rağmen başlığın aynen korunması ciddi bir gazetecilik yanlışı.

5-     Haberler.com ve Sondadakika.com ve bazı internet siteleri “Polis uygulamasından kaçan Suriyeli genç, bacağından vurularak yakalandı” başlığını kullanmış. Bu gencin vurulmasının Suriyeli olmasıyla ne ilgisi var? Suriyeli olduğu için mi vurulmuş? Hayır. Sadece yanında kimliği olmadığı için polisten kaçmış. Bu durumda gencin Suriyeli olduğunun başlıkta olmaması gerekirdi. Başlıkta “Suriyeli genç” denilmesi, ayrımcılıktır. Suriyelilerin kriminal olaylara karıştığı yönündeki algıyı besleyecek bir başlıktır. Bu da polisin silah kullanmasına başka bir gerekçe yaratma çabası.

    Özetle söylemek gerekirse, Adana’da Ali El Hemdan adlı gencin öldürülmesi gazetecinin -polis şefleri bile anlatsa- verilen bilgilere şüpheyle bakması ve “polisin dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle vuruldu” vakalarında da sorgulayıcı davranması gerektiğini hatırlatıyor.

        Gazetecilikte şüphe esastır. Kim olursa olsun her söze, her açıklama ve bilgiye şüpheyle bakmak, inceleyip sorgulamadan yayımlamamak gerekir.”

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi