Reklam

Ne Kürt dilinden ne Kürtlüğünden, HDP’nin ayrıştırılması siyaset dilinden

0

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve ondan önceki Kürt siyasetini benimsemiş diğer partiler, şimdiye kadar hep Kürtçe dilinden dolayı ayrıştırıldıklarını ve Kürt oldukları gerekçesiyle devletçe dışlandıklarını söylerlerdi.

Fakat böyle bir gerekçe ne devletçe, ne milletçe, ne de insanca mümkün. Elbette ülkemiz saf ve tertemiz niyetlerle dolu bir topluluğu barındırmıyor ancak dilinden ve ırkından dolayı toplumsal olarak kimsenin dışlanmayacağı da bir gerçek. Bunları söylediğim halde neden Kürtler ya da HDP hep bölücülükle, ayrıştırmayla, dışlanmayla karşı karşıya getiriliyor derseniz eğer, cevabını dünkü HDP Olağan 4’üncü Kongresi’nde bulabilirsiniz.

*

HDP’nin Olağan 4’üncü Kongresi’nde konuşan Sezai Temelli, katılımcılara hitaben şöyle dedi: “Bu coşkunuz, bu sesiniz İmralı’ya, Öcalan’a ulaşmıştır.”

Diğer haberler

Kibir ve inkar

Pervin Buldan ise Temelli’den sonra yaptığı konuşmada, “HDP fikriyatının büyük emektarı Sayın Abdullah Öcalan’a buradan selam ve saygılarımızı gönderiyorum.” dedi.

Pervin Buldan, konuşmasının devamında ayrıca, “Türkiye ve Ortadoğu halklarının geleceğini İmralı’da 13 metrekareye sıkıştırarak karartmak isterlerken, Sayın Öcalan ise 13 metrekarede tüm bu kadim toprakların kaderini değiştirecek yüzyılın barış ve demokratik çözüm projesini geliştirdi. Sayın Öcalan, ‘Sadece halklarımızı değil, bütün bölgeyi ve insanlığı demokrasi güneşi altında toplamak bizim kendi ellerimizdedir’ demişti. İşte, bu çözüm ve barış iradesinden korktukları için iktidar masayı devirdi.” diye konuştu.

*

Reklam

Bu hitaplar çok dikkat çekicidir. Barış, demokrasi ve özgürlük kelimeleriyle Abdullah Öcalan’ı aynı kefeye koymak akıl işi değil. Aynı zamanda Türkiye ve Ortadoğu halklarının barışı ve özgürlüğünü Öcalan’ın elinde olduğu vurgusu tam bir safsata. Neden mi? Bugün Türkiye ve Ortadoğu halklarının yaşayamadığı barış ve özgürlüğün pay sahiplerinden birisi Öcalan’dır da o yüzden. Ne kadar PKK’nın “Kürtlerin özgürlüğü için bir savaş verdiği” algısı yapılsa da, Kürtler en büyük sıkıntıları yine PKK’dan dolayı çekmiştir. Öcalan’la barış, demokrasi ve özgürlük kelimelerini yan yana koymak yine Kürtlerin çekeceği sıkıntıların ne yazık ki devamı anlamına gelir. Çünkü Öcalan’la birlikte söylenen bu kelimeler uydurmayken, kan, gözyaşı, acı, yoksulluk ve dışlanmak kelimeleri daha doğrudur.

*

Hal böyleyken, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulmuş bir siyasi parti, yine Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre “Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçuyla hükümlü birine selam yollayarak barışı sağlayacağını söylüyor.

*

Yazımın başında bahsettiğim meseleye gelelim. HDP ve ondan önceki Kürt siyasetini benimsemiş diğer partiler, şimdiye kadar hep Kürtçe dilinden dolayı ayrıştırıldıklarını ve Kürt oldukları gerekçesiyle devletçe dışlandıklarını söylerlerdi demiştim ya…

Bunu şöyle değiştiriyorum: HDP ve ondan önceki Kürt siyasetini benimsemiş diğer partiler, şimdiye kadar hep Kürtçe dilinden dolayı ve Kürt oldukları gerekçesiyle değil, yapmaya çalıştıkları siyasetin dilinden dolayı hem devletçe, hem milletçe, hem de insanca dışlanmışlardır.

Ne zaman ki Kürt siyasetçileri bunu anlarlar, ne zaman ki barışın, demokrasinin ve özgürlüğün Öcalan’ın elinde ve projelerinde olmadığını kavrarlar, o zaman milletçe ve insanca kabul görürler.

Zaten sonrasında peşi sıra devlette gelir.

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi