Reklam

Rahşan affı tekerrür mü ediyor?

0

Her partinin kendi adamını kurtarmak için şekilden şekle soktuğu infaz düzenlemesi, Meclis’ten geçip cezaevlerinden 90 bin hükümlünün salıverilmesine kadar izlenen süreçte çok tartışılmıştı. Muhalefetin gönlü olmasa da, AK Parti iktidarı ve onun milliyetçi destekçisi MHP’nin oylarıyla kabul edilen düzenleme, çok değil, bir iki hafta önce en büyük gündem maddesi olarak herkesin dilinde, gazetelerin manşetlerinde, haber kanallarının ekranlarındaydı. Her zaman olduğu gibi bu konu da unutulup yerine daha taze meseleler tartışılmaya başlandı. Ancak görünen o ki, geçmişte de defalarca olduğu gibi, bir meseleyi derinlemesine tartışıp doğru bir sonuca ulaştırılmamış olması, onu konuşmasak dahi ortadan kaldırmış olmuyor.

Hukukun belirlediği kurallar ve verdiği cezalar, suç işleyen bireylerin gelecekte başka suçları işlemelerinin önüne geçmeyi, bireylerin suç işleme eğilimlerini ya da davranışlarını ıslah etmeyi ve bireyin toplumsal yaşamın içinde yeniden sosyalleşebilmelerini amaçlar. Hukuk ve ceza sistemi bunları amaçlar ancak Türkiye’de tarihin tekerrür ettiği halde ne yazık ki bu dikkate alınmaz.

Türkiye’nin ceza sistemi, suç işleyen kişiyi cezaevine atmak, cezaevlerinin nüfusu artıp yer kalmayınca, suçlular daha ıslah edilmemişken, gelecekte suç işleme eğilimleri köreltilmemişken, sosyal hayatın içerisinde yaşayabilecek seviyeye getirilmeden salıverilmesinden ibaret. Bahsi geçen af düzenlemesiyle cezaevlerinden tahliye edilen 90 bin suçlunun büyük bir kısmı bunun en bariz örneği.

Örneği biraz açalım;

Diğer haberler

Kibir ve inkar

Tekrara düşmek

– İzmir’in Torbalı ilçesinde, tahliye edilmesinin ikici gününde Mehmet I. isimli bir vatandaş, sokakta karşılaştığı eski arkadaşı Ümit A.’yı başına taşla vurarak öldürdü.

– Denizli’de, tahliye edilmesinden 10 gün sonra, oğlu Mustafa K.’nın başına çekiçle vurup öldürdükten sonra evi ateşe veren baba E.K., karakolda alınan ifadesinde “10 yıl önce kızımı kaçırtan şahsı öldürdüm. Cinayeti oğlumun işlemesi gerekiyordu. Onun yüzünden 10 yıldır cezaevinde hapis yatıyorum.” dedi.

Reklam

– Ankara’da yattığı cezaevinden tahliye olan Fatih S. ise, önce karısına şiddet uyguladı, karısının evi terk etmesi sonrasında ise iki çocuğunu da uzun namlulu silah ile rehin aldı. Telefonla karısını arayan Fatih S. “Eve gelmezsen çocukları öldüreceğim.” dedi.

– Denizli’de, daha önce eşini bıçakladığı için cezaevine giren ve af düzenlemesiyle tahliye olan Ünal Y. ise, oğlunu, başına bir el ateş ederek öldürdü.

Basına yansıyan örnekler çoğaltılabileceği gibi daha basına hiç yansımamış olanlar da var.

2000 yılında Rahşan affı olarak bilinen 4616 sayılı “Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası” ile salıverilen 45 bin hükümlünün yarısı kısa sürede yeniden suç işleyerek tekrar cezaevine gönderilmişti. Görünen o ki yeni af düzenlemesinin sonuçları da Rahşan affından farklı olmayacak. Düzenlemenin üzerinden daha bir ay bile geçmeden onlarca salıverilmiş hükümlü yeniden suç işleyip cezaevlerine döndü.

Yazıya başlarken özellikle kullandığım ifadenin sebebi işte burada yatıyor: Partiler, infaz yasası ya da diğer adıyla af çıkarırken ideolojik düşünerek kendi seçmenlerine yönelik tavır alıyorlar. Oysaki böyle bir durumda siyasi bir tavır takınmak yerine toplumun huzuru ve barışı, kadınların ve çocukların güvenliği, suçluların gerçekten sosyal hayata adapte olup olamayacakları hesap edilmeliydi.

Islah edilmemiş, suçun caydırıcılığı ilkesi anlamsız kalmış, üstelik suçlu salıverilmiş. Bu tabloda ne hukukun üstünlüğünden, ne ceza sisteminden, ne de can güvenliğinden bahsedilebilir. Toplumun her anlamda sağlığı ve güvenliği 600 kişinin siyasi tavırları yüzünden askıya alınıyorsa eğer, yarın vatandaş sağlığı ve güvenliği için kendi hukukunu sağlamaya çalışırsa şaşırmamak gerekir.

Reklam

Diğer haberler

Reklam

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sunduğumuz hizmeti geliştirmek amacıyla çerezlerden faydalanıyoruz. Daha fazla bilgi için kullanım sözleşmesi ve gizlilik politikasını okuyabilirsiniz. Tamam Daha Fazla Bilgi